Serbest Kürsü

24 yazı

Paylaşım Kuralları

AnonimEğlence2 Nis

Nevzat Aydın'la Pisuvar Mücadelem

Girişimcilikte ilk aylarım. Şirketi bile daha kurmuşuz kurmamışız. Doğru düzgün faturamız yok. Boğaziçi Üniversitesi'nin girişimcilik kulübü ile Oxford Üniversitesi'nin girişimcilik kulübüyle ortak bir etkinlik düzenleyecek sizi de sahnede yer vermek istiyoruz dediler. Sahneye çıkacak 10 girişimden biri olarak seçilmiştik. Jüri ciddi ağır. Startup Wise Guys'tan Günce, Yemeksepeti'nin kurucusu Nevzat Aydın, TÜSİAD ve Turkonfed başkanı Feyyaz Ünal, bir de Türkiye'de yeni açılmış Plug and Play'in Türkiye tarafının kurucusu Lale Can Gözübüyük var. Kısacası daha ilk aylarında bir girişim olan ben için davet almak bile başlı başına olaydı. Ben de motivasyon tavan tabi, şehir dışından uçağa binip gittim. Etkinlik tamamen İngilizce. Salon tıklım tıklım, kameralar kayıtta. Atmosfer elektrik gibi. Bu benim girişimimle ilgili ilk ciddi sunumumdu. Üstüne bir de İngilizce. Heyecandan dilim dönmedi pek ingilizce sunamadım zaten hazırlıksız ve sabahtan uçak derken çok yorgundum. Vee sunum beklediğim gibi gitmedi. Özellikle Nevzat Aydın'ın daha ilk dakikadan sunumu keserek soruları bana sert geldi. Hatta yer yer gereksiz sert. Onu tanıyanlar bilir, tarzı biraz öyledir. Mola verildi. Sahneden indim, moralim yerle bir. Biraz toparlanmak için tuvalete gidip yüzümü yıkamak istedim. Tam o sırada Nevzat Aydın da tuvalete girdi. Tuvalette artık başbaşayız. Benim elim dolu odaklanma telaşındayım ama odaklanamıyorum haliyle. Boğaziçi'nin alt katındaki dar bir tuvalet. Yan yana iki pisuvar var ama neredeyse hiç alan yok. Nevzat Aydın da iri, ben de öyleyim. İkimiz yan yana sıkışmış durumdayız ve net sığamıyoruz yani. Omuzlar değiyor, istemsizce birbirimizi itiyoruz. Dönüyoruz dönünde diğerinin omzunu itiyoruz. Ben bu etkinliğe 'büyük fırsat' diye gelmiştim. Nevzat Aydın'la pisuvar başında ellerim dolu şekilde bir omuz omuza bir mücadeleye gireceğim aklımın ucundan bile geçmezdi. Dayanamadım, sordum: 'Nevzat Bey, biraz sert olmadı mı sorularınız? Bu kadarına gerek var mıydı?' Klasik Nevzat Aydın cevabı geldi. 'Ama siz de şimdi yani hım öhüm...' tarzı, çok da net olmayan bir geçiştirme. Çok da odaklanıp dinleyemedim zira asıl mücadele başka bir yerdeydi. Erken başlamanın avantajını kullandım ve tuvaletimi daha önce bitirdim. Haklı bir gururla aynada kendime baktım sonra hızlıca elimi yıkayıp çıktım. Sunum kötü geçmiş olabilir. Ama Nevzat Aydın'la girdiğim pisuvar düellosunu kazanmıştım. İçeri dönerken garip bir rahatlık hissettim. O yük üzerimden kalkmıştı. Pitch'i kaybettim, düelloyu kazandım. Bazen hayatta başarı kriterleri ve öncelik sıralaması değişiyor. Küçük zaferlerle de yetinebiliyor insan.

AnonimEğlence2 Nis

Çalışan Gitti Kuçukuçu Kaldı

Ofise yeni mezun data analisti olarak çalışacak bir kızı işe aldık. Biraz kafayı girişim ofisleri olayı ile bozmuştu. İşte öğrenci iken gittiği Google Türkiye ofisinin girişinde imzalı basketbol topu var. İşte bunun ofisinde kaydırak var, şunun ofisinde armut puf var. Vespa ile işe gidip geliyor. Vespayı araçmış gibi koca yerde ortaya tek araçlık yeri kapatarak çekiyor. Zaten park yeri sayısı az. Herkes buna bir nevi tutulmaya başladı ofiste. Derken bombayı patlattı; bir sabah ofise bir köpek getirdi. Pug. 'Ofis enerjisini artırır' dedi. Ekipten de bir ka. kız ayy ne tatlı şey diye sevince, artık çok bir şey de diyemedik. Sanırım erkek arkadaşı doğum gününde almış o da ofise getirerek kurtulmuş. Ofisi o gün kü ziyaret ofisi Kuçukuçu için barınak halini aldı. Bunu çok sonradan farkına vardık. Bir de nasıl bir insan köpeğine Kuçukuçu ismini takar allah aşkına siz söyleyin... İlk gün anladık bu köpeğin normal olmadığını. Odaya girdiği anda o ses başlıyordu hırıltı mı, nefes mi, can çekişme mi belli değil. Sanki küçük bir motor bozulmuş ama çalışmaya devam ediyor. Enerji doluydu. Sürekli koşuyor, zıplıyor, mutluydu. Yada şöyle demek daha doğru: Enerji dolu olmak istiyordu. Sürekli koşmak, zıplamak istiyordu ama her 10 adımda bir duraksıyor, 'hhhrrrkk' diye ses çıkarıp bize bakıyor, sonra tekrar koşuyordu. Veteriner 'sağlıklı' dedi. Biz 'emin misiniz' dedik. Pug cinsi köpekler böyle olurmuş. Solunum problemleri varmış. Zaten bir köpek gibi uzun burnu ağzı yok. Garip bir tipi var. Bir de koku meselesi vardı. Konuşmayalım. Neyse bu kız başka iş buldu. Hah dedik artık başka birinin problemi olacak bu köpek. Derkeeeeen kız istifa etti çaktı gitti ama köpeği almadı. 'Yarın alırım' dedi. Yarın oldu, gelmedi. Sonraki gün aradık, yoldayım dedi, gelmedi. Bir daha da zaten ne telefonları açtı ne de açıkçası geldi. Ofisin mülk sahibi 'ya köpeği atın ya sizi atarım' diyor. Atmaya çalıştık, köpek gitmedi. Kapıya götürdük, geri döndü girdi. Tekrar götürdük, tekrar girdi. Binanın güvenliği bunu ne zaman kapıya gelse, alıp geri geldi diye bizim ofise çıkartıyor. Üçüncüde artık bize baktı, 'hhhrrrkk' dedi, masanın altına geçti. Şu an hâlâ ofiste. Toplantılarda nefes sesi var, müşteriler 'o ses ne?' diye soruyor, 'klima' diyoruz. Analist kız gitti. Köpek kaldı. En sadık ekip üyemiz. Artık çalışan sözleşmelerinde evcil hayvan maddeleri ekledik. O kısımları ile imzalatıyoruz. Pazarlamaya yeni gelen kız ne tatlı şey diyor seviyor. Muhtemelen ona iteleyerek içinden sıyrılmaya çalışacağız.

AnonimEğlence3 Nis

Pilot'la Pivot Ettim; Şirket Uçuşa Geçeceğine Kapandı

Pivot kelimesini o kadar çok duymuştum ki, bir gün sabah kalktım "Tamam, bu sefer gerçekten pivot yapıyoruz" dedim. Eski iş modelimizi tamamen çöpe attık, yeni bir yöne uçtuk. 3 ay sonra yatırımcı aramaya başladığımızda adam "Uçuşa mı geçtiniz yoksa şirketi mi kapattınız?" diye sordu. Meğer pivot derken kanatları da sökmüşüz, motoru da… Şimdi eski iş modelimize "keşke" diye bakıyoruz, o bile daha iyi uçuyordu.

AnonimEğlence3 Nis

YC'ye Kabul Aldım Ama Annem Hâlâ 'Bir Bankaya Girsen' Diyor

YC'ye kabul maili geldiği gün annemi aradım, "Anne müjde, Y Combinator'a girdik!" dedim. 5 saniye sessizlikten sonra "O ne oğlum, banka mı? Maaşlı mı?" diye sordu. "Anne Silicon Valley'den bahsediyorum, prestijli program" dedim. "Tamam da oğlum, orası Amerika, sen burda bir devlet bankasına girsen, emekliliğin de garanti olur" dedi. Hâlâ her aradığında "O YC işi bitti mi, banka mülakatına başvurdun mu?" diye soruyor. Demek ki anneler için product-market fit hâlâ banka hesabı.

AnonimEğlence3 Nis

MVP'miz O Kadar Minimaldi Ki Kullanıcılar 'Bu Ne Lan?' Diye Churn Oldu

MVP'yi o kadar lean yaptık ki, landing page'de sadece logo + "Coming Soon" + bir input kutusu vardı. Kullanıcı girdi, "Ne geliyor lan?" yazdı. Biz de "Sürpriz" diye cevap verdik. 48 saat içinde 1200 kişi girdi, 1198'i "bu ne amk" yazıp çıktı. Geriye kalan 2 kişi ise muhtemelen bizim ekip üyeleriydi. O gün anladık ki "minimal" ile "kullanıcıyı trollemek" arasındaki çizgi çok inceymiş.

AnonimEğlence3 Nis

Angel Investor'um 'Ben de Eskiden Founder'dım' Dedi, Meğer 2012'de Bir Kere Landing Page Yapmış

Angel'ımız ilk toplantıda "Ben de senin yaşındayken founder'dım evlat" dedi, gözleri doldu. "Ne yaptın abi?" diye sorduk. "2012'de bir domain aldım, landing page yaptım, sonra sattım" dedi. "Kaça sattın?" "500 dolar." O gün anladık ki bazıları için "eskiden founder olmak" bir kere kahve ısmarlayıp "fikrim vardı" demekle eşdeğer. Hâlâ her yatırımdan önce "2012'deki o exit'im sayesinde…" diye başlıyor.

AnonimEğlence3 Nis

Product-Market Fit Ararken Elimde Çanta Kapı Kapı Dolaşıp Sonunda Kendim Fit Oldum

PMF için "müşteriyle konuş" dediler. İstanbul'da 47 kafeye, 12 co-working'e, 9 ofise girdim. Çantada laptop, 3 farklı pitch deck, powerbank ve yedek gömlek. 3 ay sonra aynaya baktım: Göz altları mor, 8 kilo vermiş, saçlar dökülmüş, ama en önemlisi… pantolonum belime tam oturmuştu. Meğer asıl product-market fit kendimleymiş. Artık "fit" oldum, ama şirket hâlâ arıyor.

AnonimEğlence3 Nis

Az Kaldı Az Kaldı Derken, Sonunda Az Kalan Şey Saçım Oldu

"Bu ay demo day'e yetişiriz", "Şu feature'ı bitirince para akar", "Bir round daha kapatınca her şey düzelir"… 18 aydır aynı cümleleri kuruyorduk. Takım toplantılarında "az kaldı" diye birbirimizi motive ediyorduk. Bir sabah zoom'da co-founder'ıma baktım, saçları resmen yarı yarıya gitmiş. "Kanka sen de mi?" dedim. "Evet, az kaldı derken azaldı" dedi. Şimdi ikimiz de kel, ama en azından "burn rate"imizi azalttık.

AnonimEğlence3 Nis

Tam 'We Are Hiring' Diyecektik Ki Maaş Bordrosunu Gördüm

Ofiste "Artık büyüyelim, junior developer alalım" havası esti. "We are hiring" ilanını hazırladık, LinkedIn'e koymaya hazırdık. O sırada mali müşavir bordroyu attı. Ben, co-founder ve stajyer… üçümüzün maaşı bile yatırımcıdan gelen son parayı bitiriyordu. Toplantıda "Arkadaşlar ilan iptal" dedim. "Niye?" "Çünkü biz kendimizi bile tam zamanlı çalıştıramıyoruz." O günden beri ilanımız "We are surviving" olarak güncellendi.

AnonimEğlence3 Nis

Kahve Dükkanında Otururken Fikir Bulup Girişimci Olduk, Şimdi Üçümüz de O Kahve Dükkanında Çalışıyoruz

2019'da Kadıköy'de bir kahvede "Ya kardeşim bu fikri yapalım mı?" dedik, üçümüz de heyecanlandık. 5 yıl geçti. Şirket battı, para bitti, ekip dağıldı… ama üçümüz de hâlâ aynı kahvede çalışıyoruz. Biri barista oldu, biri kasada, ben de masaları topluyorum. Müşteriler "Ne yapıyordunuz siz?" diye sorduğunda "Startup" diyoruz. Gülerek "Hâlâ mı?" diyorlar. Evet kanka, hâlâ aynı masada, ama bu sefer maaşlı.

AnonimEğlence3 Nis

Geldiğimiz Noktada Metriklerimiz Kafamız Kadar Bile Güzel Değil

Demo day'e hazırlanırken "metriklerimiz çok iyi" diye slayt hazırladık. Retention %12, CAC 180 dolar, LTV 45 dolar… Slaytta güzel grafik yaptık, renkleri parlattık. Yatırımcı sordu: "Bu metrikler gerçek mi?" "Evet" dedik. "Peki neden hepsi kırmızı?" "Çünkü gerçekler." O an anladık ki bizim metrikler bizim saçlarımız gibi: Az, dağınık ve her geçen gün daha kötüye gidiyor.

AnonimEğlence3 Nis

'50-50 hisseleri bölüşürüz' dedik, şimdi borçları paylaşırken %0 Hisse'diyoruz...

Kuruluşun ilk günüydü. Beşiktaş'taki o eski, küf kokulu ofiste masanın üstüne iki bira koyup oturmuştuk. O zamanlar her şey çok heyecanlı ve masum görünüyordu. "Kanka" dedim, "hisseleri 50-50 bölüşürüz. Her şey eşit olacak, sorun çıkmaz. Ne olursa olsun yarı yarıya." O da gözlerimin içine bakarak "Tamamdır abi, eşit ortaklık" dedi ve tokalaştık. Hatta o an "Bu şirketi birlikte uçuracağız, göreceksin" diye romantik bir cümle bile kurmuştuk. O tokalaşma anını hâlâ dün gibi hatırlıyorum. Aradan tam 2 yıl 8 ay geçti. O süre boyunca günlerce kod yazdık, yatırımcılarla koşturduk, uykusuz geceler geçirdik. Ama sonunda her şey bitti. Şirket resmen battığında hisse dağılımımız şöyleydi: Ben %0, o %0. Kağıt üzerinde hiçbir şey kalmamıştı. Geriye sadece borçlar kalmıştı. Ve o borçlar ikimize de fazlasıyla yetiyordu. Kredi kartı limitleri dolmuş, tedarikçilere olan ödemeler birikmiş, vergi dairesi ve SGK peşimizdeydi. Hepsi ortaklaşa paylaşılmıştı. Artık "eşit ortaklık" dediğimiz şey sadece bu borç yığınına dönüşmüştü. Geçen hafta eski ortağıma WhatsApp'tan yazdım. Biraz duygusal bir mesaj attım: "Kanka, hâlâ o 50-50 duygusu var mı sende?" Cevabı çok kısa ve net geldi: "Yok kanka, artık bitsin de %100 senin olsun istiyorum." Doğrusu, bu konuda da hâlâ tamamen eşitiz.

AnonimTavsiye2 Nis

Mentorum Beni Yanlış Yönlendirdi — Tavsiyeye Körü Körüne Uymak

İyi niyetliydi. Başarılıydı. Ve beni yanlış yönlendirdi. 'Önce ürünü bitir, satışa sonra bak' dedi. 8 ay ürün geliştirdim, çıktım, kimse beklemiyordu. 'Yatırım almadan büyümeye çalışma' dedi. Bootstrapped yürüyüp ilk geliri ürettikten sonra anladım, o yol bana daha uygunmuş. Sorun şu: tavsiyeleri kendi dönemine, kendi sektörüne, kendi hikayesine göre şekilleniyordu. Benim bağlamıma tam oturmuyordu. Ben de sorgulamadım. Artık 'ne yapmalıyım?' diye sormuyorum. 'Şunu düşünüyorum, sen ne görüyorsun?' diye soruyorum. Bu fark her şeyi değiştirdi. Mentorunuzdan aldığınız en yanıltıcı tavsiye ne oldu?

AnonimHisse2 Nis

Hisse Dağıtımında Yaptığım Hatayı Çok Geç Fark Ettim

4 kurucu, neredeyse eşit pay. 'Adil olalım' dedik. Kulağa mantıklı geldi. 1 yıl sonra 2 kurucu ayrıldı. Hisseleri kaldı. Vesting yoktu, cliff yoktu. Çünkü 'biz arkadaşız' dedik. Bu cümleyi kaç girişimci söylemiştir, kaçı pişman olmuştur. Yatırımcılar cap table'a bakınca yüzleri değişiyor. Bazıları 'bunu çözün sonra konuşalım' diyor. Bazıları bir daha dönmüyor. Şirket kurarken en çok ihmal ettiğiniz hukuki madde ne oldu?

AnonimEkip2 Nis

Co-Founder Aramak Tinder'dan Farklı Değil

8 ayda 30'dan fazla potansiyel co-founder görüştüm. Hâlâ arıyorum. İlk toplantıda herkes mükemmel. Vizyon uyuşuyor, değerler örtüşüyor. İkinci toplantıda hisse, maaş, risk toleransı konuşulunca tablo değişiyor. Bir kısmı kurumsal işini bırakmak istemiyor ama 'danışman' olmak istiyor. Bir kısmı 2 haftaya kayboluyor. Bir kısmı tam uyumlu görünüyor ama kriz anında tanıyamazsınız insanı, o an çok geç. En yorucu kısım şu: her 'olmaz'dan sonra sıfırdan başlamak. Ve bu döngü motivasyonu sessiz sessiz bitiriyor. Co-founder bulmak için gerçekten işe yarayan bir yöntem var mı?

AnonimGirişimcilik2 Nis

Pivot Kararı Almak — Vazgeçmek mi, Gerçekçi Olmak mı?

14 ay aynı fikre inandım. Sonra bir sabah 'bu çalışmıyor' dedim. En zor kısım ürünü değiştirmek değildi. En zor kısım 14 ayı kabul etmekti. Çevrem ikiye bölündü. 'Cesur karar' diyenler oldu, 'pes ettin' diyenler oldu. İkisi de aynı anda haklı hissettirdi. Benim için işaret şu oldu: müşteriler kullanıyordu ama para ödemiyordu. 'Faydalı ama olmazsa olmaz değil' diyorlardı. Bu kadar net bir sinyal varken ısrar etmek inanç değil, inat olur. Pivotun üzerinden 5 ay geçti, ilk 3 ödeme geldi. Doğru karar mıydı, hâlâ %100 bilmiyorum. Sizi pivota iten işaret ne oldu?

AnonimYatırım2 Nis

Burn Rate'i Yönetemeden Runway'im Bitti

18 ay planladım, 11 ayda bitti. Her ay sayılara bakıyordum. Ama 'şu an lazım' dediğim her küçük gider sessizce birikmişti. Bir de baktım, runway düşündüğümden çok kısa. En büyük hata: gelir gelmeden sabit gideri artırdım. 'İlk müşteri gelince karşılarız' dedim. O müşteri 4 ay geç geldi. O 4 ay her şeyi değiştirdi. İkinci hata: sayılar kötüye gidiyordu, 'bu ay döner' diye baktım. Girişimcinin en tehlikeli özelliğinin sınırsız iyimserlik olduğunu o zaman anladım. Runway yönetiminde en kritik öğrenmeniz ne?

AnonimGenel2 Nis

Girişimcilik Beni Değil, Ben Girişimciliği Seçtim mi?

Bu soruyu kendime sormam 2 yılımı aldı. Başlarken motivasyon netti: bağımsızlık, anlam, kendi şeyini kurmak. İlk 6 ay o his vardı. Sonra sabah uyandığımda heyecan değil, ağırlık hissettim. Çevredeki 'girişimci imajı' da işi zorlaştırdı. Sabah 5, 16 saat, tatil yok, hafta sonu yok — ve bunu gururla anlatıyorlar. Ben de denedim. Hem verimim düştü hem neden yaptığımı unuttum. Şunu fark ettim: bazıları girişimciliği seviyor, bazıları girişimciliğin getireceği sonuçları seviyor. Bu iki şey çok farklı. Ve uzun vadede bu fark seni hem işten hem kendinden uzaklaştırıyor.

Anonimsoru-cevap2 Nis

İlk 10 Müşteriyi Bulmak Bu Kadar mı Zor Olmalıydı?

200 cold mesaj attım. 11 cevap, 3 demo, 1 ödeme. LinkedIn'de içerik ürettim, trafik geldi, conversion sıfır. Ama bir arkadaşın referansıyla gelen tek müşteri, tüm bu kanalların toplamını geçti. 'Beğendim' ile 'aldım' arasındaki uçurum bu kadar büyük olacağını bilmiyordum. İnsanlar gerçekten beğeniyor. Ama beğenmek para ödemek değil.

AnonimYatırım2 Nis

Yatırımcıdan 'Hayır' Aldıktan Sonra Fark Ettiklerim

18 ayda 23 yatırımcıyla görüştüm. 23'ü de hayır dedi. Her redden sonra kendimi düzelttim. Deck'i güncelledim, sunumu sıkılaştırdım, metricleri daha iyi anlattım. Ama 'hayır' değişmedi. Bir noktada fark ettim: sorun deck'te değildi. Onlar zaten karar vermişti, toplantı sadece formaliteydi. Kibarca dinliyorlardı ama zihinleri çoktan başka yerdeydi. En acı öğrenme şu oldu: 'biraz daha büyüyün gelin' diyenler, büyüyünce de gelmediler. Ama şunu da gördüm — sonradan baktım, bazılarının portfolyosunda benim rakibim vardı. O 'hayır' aslında beni kurtarmıştı. Hiç şanslı bir red yaşadınız mı?

AnonimGirişimcilik2 Nis

Ürünü Yanlış Kişilere Sattım — Müşteri Seçimi Yanılgısı

6 ayda 40'tan fazla görüşme. Herkes 'harika ürün' dedi. Kimse satın almadı. Uzun süre ürünün sorunu olduğunu düşündüm. Özellik ekledim, fiyatı düşürdüm, onboarding'i kolaylaştırdım. Yine satış yok. Sonra fark ettim: yanlış insanlarla konuşuyordum. Sorunu 'ilginç bulan' insanlarla değil, sorunu 'her gün yaşayan' insanlarla konuşmam gerekiyordu. Bu ikisi çok farklı. İlk gerçek müşteriyi 8. ayda buldum. Hiç beklemediğim bir profildi. Ve bana aylarca kaybettirdiğim şeyin ne olduğunu o an anladım. 'Bu benim sorunum değil ki' diyen biri sizi hiç doğru yöne yönlendirdi mi?

AnonimTeknoloji2 Nis

Teknik Kurucu Olmadan SaaS Kurmaya Çalıştım

Kod bilmiyorum. SaaS kurdum. En riskli kararım buymuş. İlk freelancer 3 ayda kayboldu. İkincisi 'teknik borç çok birikmiş, baştan yazalım' dedi. Üçüncüsüyle para bitti. Her seferinde aynı döngü. Ve her seferinde en çok şunu hissettim: neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilemiyorum. Bana '2 hafta sürer' dediklerinde inanmak zorunda kalıyordum. Teknik co-founder hâlâ arıyorum. Ama artık 'kod yazan' değil, ürünü benimle birlikte sahiplenen birini arıyorum. O fark çok büyük. Teknik olmadan bu süreci atlatan var mı?

AnonimEkip20 Mar

Motive Bir Ekip Kuramadım — Nerede Hata Yaptım?

Motive bir ekip kuramadım. Ve açık konuşayım: problem çoğunlukla ekipteydi. İnsanlar girişim istiyor ama girişimci gibi yaşamaya yanaşmıyor. Risk almak yok, fedakârlık yok, sorumluluk almak yok… ama beklenti hep yüksek. "Startup'ta çalışmak istiyorum" diyenlerin büyük kısmı aslında kurumsal konforun biraz daha cool versiyonunu arıyor. Saatler net olsun, stres yönetilebilir olsun, maaş garanti olsun ama adı startup olsun. En büyük hayal kırıklığım şu oldu: kimse gerçekten sahiplenmiyor. Herkes fikir aşamasında heyecanlı, konuşurken herkes aynı sayfada gibi… ama iş zorlaşınca ilk geri çekilen yine aynı insanlar oluyor. Bazıları sadece "denemeye" geliyor, bazıları CV doldurmaya, bazıları da ilk baskıda dağılıyor. Bir noktadan sonra fark ettim ki ben hızlanmaya çalışırken ekip sürekli fren yapıyor ve bu, bir girişimi öldürmek için fazlasıyla yeterli. Gerçek şu: aynı ciddiyette olmayan insanlarla ekip kurulmaz. Motivasyon konuşularak anlaşılmaz, kriz anında ortaya çıkar. Ve çoğu insan… o yükü taşımak istemiyor.

AnonimHisse20 Mar

Dead Equity Laneti — Eski ortak sorunu

2 yıldır girişimcilik yapıyorum ve 1.5 yıldır bir SaaS ürününü odaklanarak geliştiriyorum. Şunu net söyleyebilirim: doğru ortakları bulmak ve doğru ekibi kurmak, doğru ürünü yada yatırımı bulmaktan çok daha zor. İlk co-founder'ımla 6 ay sonra ayrıldık. Şu sürekli planlar yapan "vizyon" adamıydı, ama işi bitirme konusuna gelince elini taşın altına koymak istemiyordu. Sürekli tüm yükün bende olduğunu farkettim. Bu yükü maddi manevi kaldırmakta zorlandım ve işler tabiki kötü gitmeye aksamaya başladı. Bir süre sonra kangren olan parmağı kestim sert bir konuşma sonrası ayrılık kararı aldık ancak hala hissedar olarak duruyor. Arkadaş olduğumuzdan ortaklar sözleşmesinde baştan vesting ve cliff koymamıştık ve şuan cap tabel da dead equity denilen bir lanetle uğraşıyorum. Yatırımcılar tahmin edersiniz öcü görmüş gibiler. Ortağıma şirketin batağa sürüklendiğini açıkladım ama hakettiğinin çok üzerinde bir meblağ beklentisi var. O da bunu kişiselleştirmiş durumda ne yapacağımı açıkcası bilmiyorum. Psikolojik olarak da çökmüş bir noktadayım yorumlarınızı almayı çok isterim. Bana benzer bir durum yaşayan var mı aranızda?